Troia başından beri büyük
tartışmalara konu oldu; bilim çevrelerindeki tartışmalar
günümüzde de sürüyor. Büyük kamplaşmalara neden olan Troyia'da
ilk bilimsel kazılar Schlieman'dan çok sonra Wilhelm Dörpfeld
yönetiminde yapıldı. Anca bu kazılarda da "bir şeyler
bulabilmek" için kent höyüğünün altı üstüne getirildi. 1932-1938
yılları arasında Carl W, Blegan başkanlığında Amerikalıların
yaptığı kazılarla Troia bilimsel yönden yeterli düzeyde
incelenmeye başlandı.Günümüzde de süren kazıları 1988'den beri
Tübingen Üniversitesi adına Manfred Korfman yönetiyor. Prof.
Korfman Troia ile ve çevreyle öylesine bütünleşti ki, adına bir
Türk ismi eklenerek Manfred "Osman" Korfmann oldu.
Üst üste on Troia
Troia'nın arkeoloji ve tarih açısından en önemli yanlarından
birisi kentin yıkılıp, yanıp yeniden aynı yerde kurulması.
Genellikle bir kent yıkıldığında bir başka yere kurulur. Oysa
Troia hep aynı yerde yeniden kurulmuş. Böylece insanlık
tarihinin, kültürün, mimarinin 5 bin yılını izleme, öğrenme
şansı veriyor.Şimdi bu dokuz Troia'ya bakalım.
Troia I, II, III ve öncesi
İ.Ö.
300-2500 yılında yaşamış. Bu evre kentin surlarla çevrildiği,
Güneye bakan büyük konutlar (megaron) yapılmış.Surlar eğimli,
temelleri taş ve üst kısımları kerpiç. Rampalı kapısı ise
savunma tekniği bakımından dünyadaki en eski ve en iyi korunmuş
örnek. Troia'nın çevresine Troas deniliyordu. Troas'ta Troia
kurulmadan önce de yerleşim vardı.Kumtepe'nin üzerinde insan
yerleşiminin ilk izleri bulundu. Bu izler 7000 yıl geriye
gidiyor günümüzden.İ.Ö. 4800 tarihinde burada bir köy yerleşimi
olduğu anlaşılıyor. Köyün sakinleri tarım yapıyor, meyve ağacı
yetiştiriyor, balık avlıyor ve keramik üretiyorlardı. Dahası o
zaman bakırı biliyorlardı. İ.Ö.4. bin yılın sonuna doğru yeni
göçler geldi. Onlar da kurşun ve tunç kullanıyorlardı. Ayrıca
sadece eti için değil yününden de yararlandıkları koyun
beslemeyi geliştirmişlerdi.İşte İ.Ö.3000 yıllarında körfeze
doğru uzanan yükseltinin sırtında yeni bir yerleşim kurdular. Bu
I. Troia'nın çekirdeğiydi bu.Troialılar kentlerine gerçek bir
kale yaptıklarında Piramitlerin yapımına 400 yıl vardı. Yerleşim
daha başından bir surla çevrilmişti ki İ,Ö, 3000 yılının
başlarında bu bölgede bir ilkti.
Daha bir çok ilk vardı. Buğday, arpa çeşitleri yanında bezelye,
nohut, bakla gibi bir çok sebze türü yetiştiriyorlardı ve
denizde bir çok tür balık avlıyorlardı. Tunçtan yapılmış aletler
bulundu. Cam benzeri volkanik bir taş olan oksidiyenden çelik
gibi keskin bıçaklar ele geçti.
Gemiler yaptılar ve Kuzey Ege Marmara Denizi'ne kadar
ticaretleri vardı.
İ.Ö. 3000 yılı ortalarında planlı büyük bir kent olduğu
düşünülüyor. Büyüklüğü 90 bin metrekare olan bir kent. Ege
Bölgesi'nin en büyük kenti.Schliemann bulduğu her katmanı Troia I'den Troia IX'a kadar
adlandırdılar. Sonraki arkeolojik çalışmalarda daha ince
yöntemler kullanılıyordu elbette. Mimari aşamaları daha
ayrıntılı olarak belirlediler. Bugüne kadar elliden fazla aşama
belirlendi. Karışıklığa yol açmamak için de Troia VIIa, Troia
VIIb şeklinde kodladılar. Daha ince farkların belirtilmesi
gerekince de Troia VIIb1, Troia VIIb2 olarak ifade edildi.
Troia II İ.Ö. 2500-2300, Troia III, IV, V ise İ.Ö, 2300-1900
yıllarını kapsıyor. 2350 yılında çıkan bir yangın sarayları,
yeni konutları, muhtemelen Troia I'in konutlarını da yok etti.
İ.Ö. 1900 sıralarında işler yeniden düzelmeye başlamış. Kent
sakinlerinin daha büyük ve daha güzel evlerde oturdukları
anlaşılıyor. Bulunan Troia V konutlarından birisinin büyük odası
5m. X 10m. Büyüklüğünde. Yani 50 metrekarelik büyük bir salon.
Ayrıca mobilya türünden eşyalar yapıyorlar ve yeni bir estetik
anlayış geliştiriyorlardı. Beslenmede av eti lehine azalan sığır
eti tüketimi bu dönemde yeniden yükseliyor ve % 50'yi buluyordu.
Sonra arkeologların açıklayıcı bir bulguya sahip olmadıkları bir
çöküş yaşanıyor. Dana önceden İ.Ö. 1750 yıllarında da zaten
kentin büyük ölçüde terk edildiği anlaşılıyor. Yüksek bir refah
döneminden göçlere yol açacak bir çöküşün nedeni bilinemiyor. En
azından şimdilik!
Savaşın yıkımından sonra
Troia savaşta yenilip kent yıkıldıktan sonra kent halkı göçmedi.
Yeni gelen göçmenlerle birlikte kenti yeniden yapılandırmaya
giriştiler. Eski evler onarıldı, kale içinde yeni evler yapıldı.
Böylece kale içinde sadece egemenlerin yaşamasına da son
verilmiş oldu. Bugünkü izler Troia VIIb1'in de pek yoksul
olmadığını gösteriyor. Buluntular bu dönemde İtalya, Yunanistan
ve Balkanlar'dan göçmenler geldiğini ortaya koyuyor.
Ören yeri gezisi Troya
Kalıntıları
Yapılan kazılar sonucu 9 medeniyet katı ortaya çıkarılmış.
Troya I: İ.Ö.3000-2500 Kentin en eski yapı evresi. Schliemann
yarması olarak adlandırılan yerde, balık sırtı taş örgülü,
poyraza açık ev dizisi olarak izlenmektedir.
Troya II: İ.Ö.2500-2300 Kentin eğimli surlarla çevrelendiği ve
yukarı hisara yönleri güneye bakan büyük konutların(megaronlar)
inşa edildiği evre. Kenti çevreleyen surlar eğimli, temelleri
taş, üst kesimleri kerpiç.. Rampalı kapı ise savunma tekniği
açısından dünyanın en eski ve en iyi korunmuş örneği.
Troya VI: İ.Ö. 1900-1300 Kentin gelişmiş evresi. Surlar
genişletilerek kulelerle desteklenmiş. Kent örenine giriş,
eğimli, eklemli surların önünden ve bindirme sur duvar aralığına
yerleştirilmiş doğu kapısından başlar. Güney kapısı silik
kalıntılarına karşın altından su kanalı geçen, dış kesiminde
koruyucu stellerin dikili olduğu gösterişli bir kule olarak
tasarlanmıştır. Direkli ev ve VI M yapısı gibi büyük ve yeni bir
plan anlayışı taşıyan konutlar bu evredendir. Troya III, IV,
V:İ.Ö.2300-1900 Kentin bu yapı katları silik izlerle
saptanmıştır.
Troya VII a: İ.Ö. 1300-1200 Buluntular açısından kıta
Yunanistan'ı ile ilişkilerin belirdiği evre. Troya savaşlarının
yaşandığı evre olarak kabul edilir. İzleyen evre Troya VII b,
depremle oluşan yangın sonucunda ortadan kalkmıştır.Troya VIII: İ.Ö.900-350 İlion adındaki yerleşim yeri, İ.Ö. 7.
yüzyıldan başlayarak Ege ve Akdeniz dünyasından gelen nesnelerle
tanımlanmaktadır.Troya IX: İ.Ö. 350-İ.S.400 Son yapı katında inşa edilen Athena
tapınağı, günümüzde oldukça iyi durumda doğu teras duvarı ve
sağa sola saçılmış mermer mimarlık parçaları ile tanınır.
Tapınağın avlu düzlemine ilişkin döşemeler, kent öreninde tüm
zamanların yarattığı tabakalaşmanın en üst düzlemini
gösterir.Antik çağın kalıntıları, güneyde Küçük Tiyatro,
boulevterion olarak izlenirken, kazı çalışmaları yeni başlamış
olan kuzey yönündeki Büyük Tiyatro yapısı, kentin Hellenistik ve
Roma çağında ünlü ozan Homeros'un yaşatıldığı bir müze kent
konumunda değerlendirildiğinin kanıtıdır.IX. Troya'dan Hellenistik Zeus başı, İstanbul Arkeoloji
Müzeleri'nde sergilenen yüksek sanat değerli bir ilkçağ
yapıtıdır .
Kaynak : Çanakkale Valiliği